Ana Sayfa
Hayatı
Eserleri
Makalelerinden Bir Kaçı...
Hakkında Yazılan Makaleler
Ana Sayfa
Ahmet Cevat AHUNDZADE için 1900-1917 Yılları arasındaki devir önemli bir zaman dilimini teşkil etmektedir. Çünkü Cevat, asıl birikimini bu devirde tamamlar. Bu devrin edebiyatı içeriği bakımından iki ana konuya ayrılıyordu. Bunlardan biri tenkidi realizm diğeri ise, romantizm’di.
Bu devirde edebiyatçılar genelde halkın yaşadığı hayata, diline, vatanperverliğine, halkın mutlu geleceğine ulaşmada en kestirme yol, milli-manevi değerlere bağlılktan geçtiğine inanıyorlardı.
 Halkın çoğunluğunun bu edebiyata yakınlık göstermesi de zaten bunun en güzel göstergesiydi. Bu devirde insanlara ulaşmada en önemli vasıtalardan biri, belkide en önemlisi, “ Molla Nasrettin” jurnaliydı. Bu jurnal neşre başlarken; “ Sizi deyip gelmişim, ey müslüman qardaşlarım” sade bir manşetle başlaması aynı zamanda halkın dertlerine tercüman olacağının da müjdesini veriyordu.
Bu devrin realist yazarları yeniliğe açıktı. Bunu uygulamaya koymak için, cemiyetteki içtimai olayları kesin bir dille tenkitlerden kaçınmıyorlardı.
İşte Ahmet Cevat Ahundzade’ de şiirlerinde genelde vatanperverlik, milli-manevi duygular, halkın dili-dini ve milleti bilinçlendirme konularına yer vermişti.
1918-1920 yılları arasında mevcut olan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti, edebiyatın ve medeniyetin ilerlemesine büyük katkılar sağlamıştır. 1918 yılında Türk dilinin devlet dili ilan edilmesi, 1919 yılında Bakü devlet Üniversitesinin açılması, Baküde’ki okulların sayısının artırılması buna en güzel örnektir. Bu devir şairlerde milli-manevi duyguların doruğa ulaştığı bir devir olarakda nitelendirilebilir.
1920-1930 yılları arasında edebiyat ve edebiyatçılar elbette o günün sosyal ve siyası hayatından önemli derecede etkilenirler. Bu yıllar arasında değişik iktisadi ve sosyal olaylar meydana gelmiştir. Azerbaycan Demokratik Cumhuriyetinin yıkılması ve sovyet hakimiyetinin kurulması gibi mühim hadiseler bu devre rastlamaktadır. Bu tarihler arasında edebiyatta Rus hakimiyeti ve baskısı görülmüştür. 1922 yılından başlayarak ilk edebi akımlara ait kurumsallaşma, yani değişik edebi cemiyetlerin kurulmasına rağmen bunların faaliyetlerine belli sınırlar getirilmişti. Kısaca bu edebi cemiyetler arasında suni ayrılıklar sokularak, bazı yazarlar istemediği halde değişik yazıları kaleme almak zorunda bırakılıyordu. Bu yazıların esas teması, genellikle eskiyi kötülemek, yeniyi övmek doğrultusunda oluyordu.
Bugün 0 ziyaretçi (1 klik) kişi burdaydı!
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol